T24 Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ilk açıklamasını yaptı. Bahçeli, Azerbaycan hakkında şunları dile getirdi: Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşlik bağları, günlük olayların sınırlarını aşacak kadar derin; siyasi ve diplomatik meselelerin ötesinde tarihî bir anlam taşımaktadır. Kardeşliğimiz, iki milletin iradesiyle güçlenmiş, ortak mücadelelerle pekiştirilmiş ve nesiller boyu yaşatılmıştır.
Aynı duyarlılık Türk dünyasındaki tüm kardeş devletler için de geçerlidir. Hiçbir anlaşmazlığın büyütülmesine, hiçbir çatışmanın kalıcı bir bölünmeye dönüşmesine ve hiçbir nifak tohumunun aramıza ekilmesine izin verilmemelidir.
Güncellenecek…
Bahçeli:
"Türk tarihinin en önemli dönemlerinden birini yaşıyoruz.
Tarihin ve talihin dönüm noktalarından birine hep birlikte tanıklık ediyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103’üncü yılı ve Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarını kazanmalarının 35’inci yılı kutlu olsun.
Bu iki tarihi başarıyı birlikte kutlamak, milletimiz için büyük bir gurur vesilesidir. Zira Türk milleti, her dönem bağımsızlığına ve özgürlüğüne vurulmak istenen zincirleri kırıp atmış, bu uğurda önüne çekilmek istenen engelleri aşarak ilerlemiştir.
Bu nedenle; Cumhuriyetimizin 103. yılı ile Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının 35’inci yılını birlikte idrak ettiğimiz bu anlamlı dönemde, başkentimiz Ankara’nın Türk devletlerinin liderlerini ağırlayacak olması; milli tarihimizle Türk dünyasının geleceği arasında güçlü ve anlamlı bir bağ oluşturmaktadır.
Bu zirve, köklü geçmişimizden aldığımız güçle kardeşlik ilişkilerimizi pekiştirmek, bağımsız devletlerimizin egemenliklerine karşılıklı saygı temelinde ortak hedeflerimizi ileriye taşımak ve Türk dünyasının geleceğine yön verecek kararlı bir duruş sergilemek açısından özel bir önem taşımaktadır.
Bu kutlu gün vesilesiyle Türk Dünyasına seslenmek istiyorum:
Türk dünyasının bugüne ulaştığı bu seviye, kendiliğinden gerçekleşmiş bir kazanım değildir. Asırların sınavından geçmiş, birçok zorluğu aşmış olan bu büyük medeniyet; sarsılmaz irade ile bugünkü tarihi zeminine ulaşmıştır.
Eğer bugün aynı idealler etrafında birleşebiliyorsak bunun gerisinde; dilini, kültürünü, bilgeliğini ve gelecek hayalini nesilden nesile taşıyan muazzam bir medeniyet mirası bulunmaktadır.
Bu miras; Manas’tan Alpamış’a, Dede Korkut’tan Yusuf Has Hacib’e uzanan geniş bir fikir ve kültür hazinesidir.
Kendi dönemlerinde Türk milletinin dilini, kültürünü ve ortak geleceğini yaşatmak için çaba göstermiş olan bu büyük şahsiyetler; şimdi aramızda yükselen gönül köprülerinin temel taşlarıdır.
Manas’ın cesaretinde, Alpamış’ın yiğitliğinde, Dede Korkut’un bilgeliğinde aynı medeniyetin derin izleri vardır. Bu izler; geçmişten günümüze uzanan tarihi sürekliliğimizin sembolüdür.
Ceditçilik meşalesini yakarak Türkistan coğrafyasında büyük bir uyanışın öncüsü olan İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” ülküsü ise bu mirası geleceğe taşıyan güçlü bir rehber olmuştur.
Zamanla coğrafyalarımız ayrılmış olsa da aramızdaki gönül bağları kopmamıştır; tarihi hafızamız silinmemiştir. Kardeşlik duygumuz her daim var olmuştur.
Bizi birbirimize bağlayan unsur ise ortak tarihimizdir; dilimizdir, kültürümüzdür ve gelecek hayalimizdir. Bu bağlar zamanla aşındırılamayan köklü bir medeniyetin ürünüdür.
Bugün Türk devletlerinin aynı çatı altında buluşması; asırlara dayanan bu büyük yürüyüşün yeni bir evresidir. Türk Devletleri Teşkilatı ise tarihsel yakınlığımızı kurumsal ilişkilerle güçlendiren ve ortak hedeflerimizi belirgin hale getiren önemli bir platformdur.
Bize düşen görev açıktır: Tarihimizin emanetini geleceğin fırsatlarıyla buluşturmak; kardeşlik hukukunu güçlendirmek; ekonomik ve kültürel ilişkilerimizi geliştirmek; Türk dünyasının uluslararası alandaki etkinliğini artırmak ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türk dünyası bırakmaktır.
Bunun yolu ise karşılıklı güvene dayalı olmaktan geçmektedir. Bağımsızlıklara saygılı olmak; her devlete milli iradesine özen göstermek önemlidir. Ortak hedeflerimize kararlılıkla ulaşmalıyız.
Burada özellikle vurgulamak gerekir ki Türk dünyasının birlikteliği herhangi bir ülkenin diğeri üzerinde hâkimiyet kurması demek değildir. Bizim arzuladığımız şey; bağımsız devletlerin eşitliği temelinde karşılıklı saygıyla güçlenen birlikteliktir.
<br /><<
<>
<>